02 Ağustos 2014 Cumartesi

TARİHTE URFA'DA KURAKLIK VE TARIM

Yazının Eklenme Tarihi : 09-06-2008 07:49 / Bu yazıyı 213 kişi ,Şanlıurfa Sembol Haberlerini ise bugün 649 kişi okudu...

TARİHTE URFA'DA KURAKLIK VE TARIM
Abdullah EKİNCİ
Şehirleri ayakta tutan güçlü arka bölgeler, yani taşrasıdır. Bir şehir, onu çevreleyen bölgelerle etkileşim halinde olduğu sürece vardır. Çiftçilerin, şehir pazarına getirdikleri ürünler ve dönüşte mal ve hizmet sağlamaları, şehir ve onu çevreleyen bölgelerin üretim tarzı hakkında bilgi verir. Bu nedenle Urfa’nın taşrası olarak ifade ettiğimiz arka bölgelerinin tarihi ve sosyoekonomik yapısı, şehrimizin anlaşılmasına da katkı sağlar. Urfa bulunduğu bölge itibariyle, oldukça verimli bir coğrafyada yer almaktadır. Bu bölgede, ziraatın hemen her türü rahatlıkla yapılmıştır. Urfa’da antik dönemden itibaren gelişmiş bir ziraat yapılmaktadır. Öteden beri Urfa’ya hayat veren kentteki su kaynaklarıdır. Fırat, Kerhiz, Direkli, Daysan, Cülap, Cavsak, Sırrın Çayı, Rumkale Kazasında kaynaklanıp Fırat’a dökülen Karasu ve Merzman akarsuları tarih boyunca bölgeye hayat vermiş su kaynaklarıdır. Antik kaynaklardan söz konusu suların kanallarla ovalara akıtıldığını biliyoruz. Babil döneminden itibaren bölgede su kanalları yapılmış, daha sonraki dönemlerde ise bu kanallar tamir edilmiştir. Ayrıca İlkçağlarda Harran’a kadar uzanan su kanallarıyla tarım yapıldığını biliyoruz. Tarım ve Urfa. Bugün olduğu gibi, tarihte de ayrılmaz bir ikili. Tarih boyunca, tarım Urfa’nın ana geçim kaynağı olmuştur. Edessa’nın verimli ovalarında (Harran, Baziki ve Suruç Ovası) bol miktarda tahıl, sebze ve meyve yetiştirilmekteydi. Birecik ve Fırat nehri havzasında yetiştirilen ürünler tarih boyunca komşu kentlerin kıskançlığına mahzar olmuştur. Bölgede yetişen tahıl arasında buğday, arpa, mercimek, nohut, fasulye, bakla ve mısır gibi ürünler ön sırada yer almaktaydı. Tarihi süreç içerisinde, tabiî afetler ve salgın hastalıklar ürün miktarında zaman zaman büyük azalmalara neden olmuş. Ürün azalmasının oranı kıtlık ve açlığın boyutunu da belirlemiştir.Bereketli Hilal ve onu çevreleyen ova ve platolar sayesinde Edessa’da her türlü sebze ve meyve yetiştirilmiştir. Yetiştirilen ürünler arasında en önemlisi, hiç şüphesiz ki üzümdür. Edessa üzümünün şöhretini Segal ve diğer Urfa tarihçileri ittifakla ifade eder. Urfa’da üzüm ve buğday neredeyse birbirinin alternatifi olmuştur. Özellikle kıtlığın olduğu dönemlerde buğdaydan ümidini kesen çiftçiler üzüme sarılmışlardır. Tarihte Edessa’da üzüm yetiştiriciliği ve şarapçılık yaygın idi. Özellikle Hasenik üzümünün şöhreti sınırlarımızın dışına taşmıştır. Edessa’daki kuraklık ve etkilerine, Mar Yeşua vakayinamesinde yer vermiştir. Mar Yeşua 500-501 kıtlığı bölgeyi kasıp-kavurduğu dönemde halkın ümidinin 501-502 yılının üzüm hasadı olduğunu ifade etmekte. Üzümler olgunlaşmaya başlarken, sıcak bir yel esmiş ve üzümlerin büyük bir kısmını kurutmuştur. O yıl kuru üzüm buğdaydan daha fazla olmuş ve insanlar bu şekilde yiyecek ihtiyaçlarını karşılamışlardır. Üzüm yetiştiriciliğiyle ilgili başka bir olay ise, 502 yılında Pers Kralı Kabad bölgeyi istila ettiğinde emrindeki bir Arap emiri (Na‘man) Harran’ı ve tüm köylerini istila ederek halkını esir almış ve esirler Urfa’ya kadar getirilmiştir. Bu saldırıda alınan tutsak sayısı 20 bin civarındadır. Na’man bu kadar insanı bağbozumu döneminde bağlarda rahatlıkla toplamıştır. Bu kadar kişinin bağbozumu dolayısıyla köylerde olması bize, üzüm yetiştiriciliği hakkında önemli bir fikir vermektedir. Urfa ve çevresindeki verimli topraklarda sadece üzüm yetiştirilmemiştir. Zeytin, fıstık, nar, zeytin, dut, inciri, erik, nohut, mısır darısı, akdarı, kızıl darı, küşne, susam, kendir, pamuk (penbe), mercimek, arpa, pirinç, cılban veya culban, hışve vs. gibi meyveler de yetiştirilmekteydi. Ayrıca Birecik-Fırat havzasındaki meyve bahçeleri ve bostanlar akarsularla sulanmaktaydı. Aynı şekilde Daysan, Cavsak ve Culap suları da kanallarla Harran ovasına akılmaktaydı. Kanalla taşınan sular hem Birecik ve Halfeti hem de Urfa’nın çevresindeki meyve bahçeleri ve bostanları sulamaktaydı. Bahçe ve bostanlar bölgenin can damarıydı. Büyük emeklerle yetiştirilen bahçe ve bostanlar istilalar karşısında korumasız idi. Herhangi bir istilada düşmanı yiyeceksiz bırakmak için, Edessalılarca meyve bahçeleri ve bostanlar tahrip etmekten çekinmiyorlardı. Çünkü şehrin güvenliği ve özgürlüğü her şeyin üstünde idi. Urfa’da sadece bostancılar ve bahçeciler meyve ve sebze yetiştiriciliği yapmazdı. Her Urfa evinde asma (arış), nar ağaçları, gül ve fesleğenler gibi hoş süs bitkileri de yetiştirilmekteydi. Neredeyse her aile, üzüm ve nar ihtiyacını evindeki asma ve nar ağacından tedarik etmeye çalışırdı. Bu nedenle, kıtlık en azından bu iki meyvede onları etkilemekten uzaktı. Urfa’da yetiştirilen ürünler sadece yemek için değil, pazarlaması yapılıp, aile geçimini sağlayan iktisadî ürünlerdi. Osmanlı döneminde Urfa’da yetiştirilen ürünlerin Avrupa’ya ihraç edildiğini biliyoruz. Hatta, artan zahireler Halep ve Antep taraflarına gönderilmekteydi.
Bu haberi ; aşağıdaki sosyal ağlar aracılığıyla arkadaşlarınızla paylaşabilirsinizz...

    Yorumlar

YAZARIN SON YAZILARI

GÜNÜN ÖNE ÇIKAN HABERLERİ

GAZETE MANŞETLERİ

ANKET Sonuçlar

? Sizce 12. Dönem Cumhurbaşkanı Kim Olmalıdır?

HAVA DURUMU

LİGLERDE PUAN DURUMLARI

Lig Seçiniz:

BUGÜNKÜ GAZETENİZ

Şanlıurfa'nın Gazetesi

Bugünkü gazetenizi görüntüleyin!