Sanat / Haberin Eklenme Tarihi : 27-01-2012 / 2:51:46
Bu haberi 331 kişi,Şanlıurfa Sembol Haberi ise bugün 807 kişi okudu. Dünya’nın ilk tapınağı ve 12 Bin yıl önce inşa edildiği belirtilen Göbeklitepe Höyüğü, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın 2012 yılı için hazırlattığı reklam kampanyasında yer aldı. Türkiye, bu yıl Göbeklitepe’nin yanı sıra Pamukkale, İstanbul, Antalya, Kapadokya, Sümela Manastırı görselleri ile ABD, Rusya ve Türk Cumhuriyetlerinde tanıtılacak. Kültür ve Turizm Bakanlığı 2012 yılında gerçekleştirilecek reklam kampanyasında, Türkiye`nin kültürel değerleri ön plana çıkartılacak. 2012 yılı tanıtım afişlerinde `deniz, güneş, kum`un dışında Nemrut, Van Akdamar Kilisesi, Gaziantep Zeugma Müzesi, Şanlıurfa Göbeklitepe Höyüğü ve Efes gibi tarihi kültürel miraslarımıza da vurgu yapılıyor.
Türkiye`nin dört bir yanından afişler var Trabzon`daki `Sümela Manastırı` ile Şanlıurfa`daki `Göbekli Tepe`, bu ülkelerde kullanılacak görseller arasında yer alıyor. Türkiye`ye özgü damak lezzetlerinden Türk lokumu da `ilk görüşte aşk` sloganı ve mutlu turist görseli ile sunuluyor. Kente 20 km’lik bir mesafede Örencik Köyü yakınlarında bulunan Göbeklitepe’nin, Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından 2012 yılında gerçekleştirilecek reklam kampanyasında yer alması Şanlıurfa’da sevinçle karşılandı.
Yıldız, “Turist potansiyelimiz artar” İl Kültür ve Turizm Müdürü Selami Yıldız, Göbeklitepe Höyüğünün bu reklamından umutlu olduklarını belirterek, “Tarihi MÖ 11 binyıllarına uzanan, tapınma amaçlı törensel alanlara ait mimari kalıntılar, dikili taşlar ve üzerinde kabartmalı yabani hayvan ve bitki figürlerinin bulunduğu taşlar gün yüzüne çıkartılan Göbeklitepe, herkesin gelip görmesi gereken önemli bir yerdir. Bu reklam kampanyasından dolayı 2012 yılında umut ediyoruz ki Şanlıurfa’nın turist potansiyeli artacaktır” dedi.
Göbeklitepe Höyüğünü tanıyalım? Göbeklitepe Höyüğü, Şanlıurfa`da bir tepe üzerine kurulu Cilalı Taş Devrinden kalma mabet. 1963`te fark edilen dokuz hektarlık kazı bölgesinin önemi yaklaşık 10 yıl kadar önce tarlasını karasabanla sürerken bulduğu oymalı taşı müzeye götüren Mahmut Kılıç sayesinde anlaşılabilmiştir. Şanlıurfa`ya 20 km`lik bir mesafede, Örencik Köyü yakınlarındadır. 1995 yılında ilk kez Alman Arkeoloji Enstitüsü ve Şanlıurfa Müze Müdürlüğü`nün işbirliğiyle kazı çalışmalarına başlandı. Kazılar Alman arkeolog Doç. Dr. Klaus Schmidt’in başkanlığında yürütülmekte olup, her yıl eylül ve ekim aylarında 10 haftalık bir süreç içinde yapılmaktadır. Günümüze kadar yapılan kazılar sonucunda bir Cilalı Taş Devri yerleşimi olduğu anlaşıldı. Tarihi MÖ 11 binyıllarına uzanan, tapınma amaçlı törensel alanlara ait mimari kalıntılar, dikili taşlar ve üzerinde kabartmalı yabani hayvan ve bitki figürlerinin bulunduğu taşlar günyüzüne çıkartıldı. Bölgenin önemi ise günyüzüne çıkarılan en büyük tapınma alanını barındırmasıdır. Günümüze kadar yapılan kazılarda elde edilen bulgular çerçevesinde uzmanlar Cilalı Taş Devri insanının henüz çevresindeki hayvanları evcilleştiremediğini düşünmektedir. Bölgedeki kazı çalışmalarının her yıl Eylül ayında başladığını ve yaklaşık 10 hafta sürdüğünü anımsatan Doç. Dr. Klaus Schmidt şunları belirtti: ‘Göbeklitepe`deki kazılarda elde ettiğimiz bulgularla, dünyanın bilinen en eski tapınma merkezlerinden birinin bu bölgede olduğunu ortaya çıkarmıştık. Ancak, son kazı çalışmalarıyla tapınma merkezinin dünyanın en büyük tapınma merkezi olduğunu tespit ettik. Yaptığımız araştırmalarda, Cilalı Taş Devrinde yaşamış insanların, yabani sığır, akrep, tilki, yılan, aslan, yaban eşeği, yaban ördeği ve yabani bitki kabartmalarını incelediğimizde hayvanlarını evcilleştiremedikleri sonucuna ulaştık. Ayrıca, dikili taşların (Stel) üzerindeki resimler ve kabartmalar o dönemde yaşamış olan insanların sanatları hakkında bizlere fikir veriyor. Buradaki tapınak, dünyanın bilinen en büyük tapınağı olma özelliğini taşıyor` diye konuştu. Göbeklitepe, arkeoloji dünyasının en büyük keşiflerinden biridir. Çünkü daha şehir hayatına geçmemiş olduğu düşünülen avcı-toplayıcı toplumların tapınak inşa etmiş olduğunu gösteren ilk örnektir ve bu da şehirleşme yani medeniyet tarihinde devrim niteliğinde bir buluştur. Hatta bu buluşu sebeple kazıyı yapan Dr. Klaus Schmidt, `Önce tapınak geldi, şehir sonradan geldi` demiş ve bu sözüyle erken medeniyet tarihine yeni bir açılım getirmiştir. HABER:UĞUR BUDAK |
|
|
|
|
|
|
||||||||||||||||||


