Sağlık / Haberin Eklenme Tarihi : 20-09-2011 / 2:11:51
Bu haberi 482 kişi,Şanlıurfa Sembol Haberi ise bugün 1156 kişi okudu. Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) ve Demokratik Hekim Girişimi üyeleri, dün Harran Üniversitesi Tıp Fakültesi Poliklinikleri önünde bir basın açıklaması yaptılar. Grup adına basın açıklamasını okuyan SES Sendikası Şube Başkanı Dt. İsmet Karadağ, sağlıkta yaşanan özelleştirmelere dikkat çekerek, “Sağlık haktır, satılık değil” dedi. Sağlık çalışanları basın açıklaması esnasında ‘Hastaneler halkındır satılamaz’, ‘Sağlık haktır’ ve ‘Mücadelemiz ve sendikamız onurumuzdur’ gibi ellerinde dövizler taşıyarak, sloganlar attılar. Burada grup adına basın açıklaması yapan Dt. İsmet Karadağ, Hükümetin, Meclis kapanmadan önce aldığı Kanun Hükmünde Kararname (KHK) çıkarma yetkisini hukuku ve parlamenter sistemi hiçe sayarak halen kullandığını söyledi. Karadağ, “Tam Gün” Kanunu, tam da dokuz günlük bayram tatilinin hemen öncesinde yayınlanan ve sağlıkla hiç alakası olmayan: Adalet Bakanlığı’nın Teşkilat ve Görevleri Hakkındaki Kanun Hükmünde Kararname’sinin içine gizlendi. Üstelik Anayasa Mahkemesi ve Danıştay’ın kararları hiçe sayılıyor. Hükümet şimdilerde de Sağlık Bakanlığı’nın Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnameyi çıkarmak için hazırlanıyor ve bakalım bunu hangi anlamsız kararnamenin içine saklayacak. KHK Taslağı’nda, kamu hastanelerinin otele dönüştürülmesinden, “Kamu Özel Ortaklığı”na; ilaçtan, tıp ve uzmanlık eğitimine; sağlık çalışanlarının sözleşmeli statüye geçirilmesinden meslek örgütlerinin Sağlık Bakanlığı’nın politikalarına uyma zorunluluğuna kadar neredeyse sağlıkla ilgili bütün düzenlemeler yer alıyor” dedi.
“Bilim can çekişiyor” Tıp fakültesi hastanelerinin adeta can çekiştiğini sözlerine ekleyen Karadağ, “Tıp fakülteleri akılla bilimle hiçbir biçimde bağdaşlaştırılamayacak bir dizi düzenleme ile özerk ve bilimsel yanına el koyan Sağlık Bakanlığı’na bağlanıyor, gelecekleri yok ediliyor. Yanlış politikaların baş aktörlerinden olan YÖK, yeterince asistan alımını engelliyor mevcut asistanların insanlıkla bağdaşmayan çalışma koşullarında çalışmalarını istiyor: tıp eğitimi ise kimsenin umurunda değil. Asistanlar ne bugün mutlu ne de yarından umutlu. Tam Gün Yasası adıyla öğretim üyeleri kamudan zorla kaçırtılıyor, özelde de ithal hekim yasasıyla sömürülmeleri planlanıyor. Tekrar hatırlatıyoruz biz ne Tam Gün çalışmaya ne de Aile Hekimliğine karşıyız biz bu isimlerin çıkar amaçlı kullanılmasına karşıyız. Ve TTB ‘nin hazırladığı Tam Gün ve Aile Hekimliği çalışmalarını destekliyoruz” diye ifade etti. “Kamu kurumları arasında taşeron işçi çalıştırma rekortmeni olan ve artık iyiden iyiye “Taşeron Bakanlığı”na dönüşmüş bulunan Sağlık Bakanlığı’ndaki taşeron işçiler en ağır koşullarda, en düşük ücretlerle ve her an işini kaybetme korkusuyla çalışıyorlar” diyen Karadağ, açıklamasını şöyle sürdürdü; “Sağlıkta “Dönüşüm” Programı’nın göz bebeği özel sağlık kurumlarında emek sömürüsü her geçen gün katmerlenerek artıyor, çalışanlar ücretlerini dahi alamıyor. Yapılan hukuksuzluklar Sağlık Bakanlığı ve Müdürlüklerince bilinmesine karşın denetlenmiyor. İş ve ücret güvencesine yönelen bunca tehdit tüm moral değerleri zedeliyor, geleceğe güven yok oluyor.
Hükümetin Beyaz önlük korkusu, sağlıkçı fobisi Hükümeti’nin sağlık alanını KHK’lerle “halletme” telaşının bir diğer nedeninin de sağlık emekçilerinin tepkilerinden duyduğu korku olduğu anlaşılıyor. Sağlık çalışanlarıyla karşılaşınca tedirginliğe, gerilime, yürek sıkıntısına ve tansiyon yükselmesine yol açan bu “sağlıkçı fobisi” ne tıpta “Beyaz Önlük Korkusu” deniyor. Ancak, korkunun IMF-Dünya Bankası patentli “Reform”a faydası yok! Nasıl daha bu yıl içinde, 13 Mart 2011’de sağlık emekçilerinin en büyük mitinglerinden birini yaptıysak, nasıl 19-20 Nisan’da bütün Türkiye’de GREV’e çıktıysak, bugün de emeğimize, mesleğimize, iş ve ücret güvencemize yönelen saldırılar karşısında her zamankinden daha güçlü mücadele vermeye hazırız: vereceğiz. En az sömürenler ve onların maşaları kadar cesur olacağız. Hekimi, hemşiresi, eczacısı, diş hekimi, laborantı, ebesi, radyoloji teknisyeni, psikologu, sözleşmelisi, taşeron işçisi, kısacası biz bütün sağlık emekçileri kamuoyuna bir kez daha duyuruyoruz: Emeğimizin değersizleştirilmesine, hastanelerimizin satılmasına izin vermeyeceğiz!” Grup basın açıklamasının ardından dağıldı. HABER:BUBİ CENGİZ |
|
|
|
|
|
|
||||||||||||||||||


