Sağlık / Haberin Eklenme Tarihi : 12-09-2011 / 2:01:09
Bu haberi 604 kişi,Şanlıurfa Sembol Haberi ise bugün 1086 kişi okudu. Uzmanlara göre, özellikle direkt güneş ışığı alan yerlerde, büfelerde bekletilen pet şişeler, plajlarda gün boyu kullanılan ambalajlar son derece sağlıksız. Uzmanlar, Şanlıurfa’nın yanı sıra İstanbul İzmir ve Ankara’da musluktan akan suyun içilebileceğini de belirtiyor. ABD Toksikoloji Enstitüsü’nün yaptığı araştırmaya göre, pet şişelerde bulunan BPAmaddesi sıcak sıvılarla temas ettiği zaman açığa çıkıyor. Sıvıya karışarak vücuda giren BPA, özellikle prostat ve göğüs kanseri riskini artırıyor.
‘GÜNEŞTE DURMAMALI’ Habertürk’ün haberine göre; Kanser hastalıkları konusunda uzman olan Prof. Dr. Erkan Topuz, “Biz senelerdir bu tehlikeye dikkat çekiyoruz. Eve damacanayla alınan su hemen cambir kaba ya da testiye boşaltılmalı, günlerce bekletilmemeli. Bu pet şişeler, kesinlikle güneşte durmamalı. Ancak adambu şişeleri büfenin arkasına koyuyor, burada şişeler güneş görüyor, plastiktekimaddeler suya geçiyor. Ekonomik nedenlerle bunlar plastikten yapılıyor, yoksa en sağlıklısı cam” dedi. Plastik kaplardaki gıdanın uzun süre bekletilmemesi gerektiğini bildiren Topuz, “Damacanaların 60-70 kez kullanılma şansı varken biz 700 belki bin kez kullanıyoruz. Belediyelerin kullanımmiktarını kontrol etmesi lazım. Su ilk kez piyasaya verildiği zaman birçok kimyasal analizden geçiyor, bu veriler de üzerinde yazıyor. Ancak bu analiz, bir kez yapılıyor. Adambu suyu aynı markayla satıyor, en iyimarka olsa bile sık kontrolden geçmediği için içinde ne var bilmiyoruz” diye konuştu.
‘ÜÇ AYDA BİR MARKA DEĞİŞTİRİN’ Topuz, şu tavsiyede bulundu: “Tüketicilere tavsiyem, 3 ayda bir kullandıkları sumarkasını değiştirmeleri. Kronik zehirlenme olmasın hiç değilse. Çeşme suyu da kullanılabilir, ancak çeşme suyunda da aşırımiktarda klor var, aşırı miktardaki klor da kanserojen. Ayrıca yollardaki borulardan sızma şekilde toksit maddeler alınabilir. Eve su filtreleri de konulabilir. Ancak su filtreleri de magnezyumu tutuyor. Oysamagnezyum vücuda faydalı.”
‘ÖNEMLİ OLAN GÜVENLİ KULLANIM’ Ankara Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Gıda Mühendisliği Bölümü Başkanı Prof. Dr. Aziz Ekşi de, “Tüm gıda ambalajları gibi, içme suyu ambalajları da Tarım Bakanlığı’ndan izin almak zorunda. İznin aradığı koşullardan birisi de gıdanın muhafaza koşullarında ambalajdan gıdaya geçen maddelerin miktarının belirlenmesi. Buna ‘migrasyon testi’ diyoruz. AB’de de geçerli olan bu testin desimetrekarede 10 miligram’ı geçmemesi gerekiyor” dedi. Buna karşın testlerin normal depolama koşullarında yapıldığını soğuk ve sıcak koşullarınmigrasyonu artırdığını belirten belirten Prof. Ekşi, sözlerini şöyle sürdürdü:
‘BİRLİKTE YAŞAMAK ZORUNDAYIZ’ “Savunmamız gereken, güvenli kullanım. Örneğin pet şişe, arabada uzun süre bekletilmemeli, buzluğa konulmamalı. Donma sırasında da göçme nedeniyle plastik doku zedelenir, her zedelenme plastikten gıdaya geçişi artırır. Pet şişelerle yaşamak zorundayız, ancak bunun güvenli kullanımkoşullarını belirlemeli ve bunun kontrol edilmesini sağlamalıyız. Tüm dünyada tüketimi en çok artan gıda, ambalajlı su. Bunu camla karşılayamazsınız. Ambalajın güvenliğini sağlamak önemli.”
‘ARITMA CİHAZLARINA TALEP ARTTI’ İçme Suyu makineleri üreticisi Ekrem Sözer ise, “Pet şişe ya da plastik damacanaların yeterince sağlıklı olmadığını aslında tüm dünya biliyor. Tek kullanımlık olursa daha az sakıncalı olur. Bir ambalaj, 20-30 ya da 50 kez kullanılabilir, ancak yüzlerce kez doldur boşalt yapıldığı bir gerçek. Bu sıkıntılar nedeniyle son dönemde bize yönelen talep arttı. İnsanlar içme suyunu arıtma kararı veriyor. Üstelik bu su, insan sağlığı açısından yeterliminareller içeriyor. Artık öyle bir noktaya gelindi ki, birçok uzman ‘Arıtma cihazı alamıyorsanız çeşme suyu için, daha iyi’ diyor” açıklamasını yaptı.
İSTANBUL- İZMİR`DE MUSLUK SUYU İÇİLİR UZMANLAR İstanbul İzmir ve Ankara’da musluktan akan suyun içilebileceğini belirtiyor. Adana, Samsun, Trabzon, Bursa, İzmir, Diyarbakır, Ordu, Şanlıurfa, Malatya, Konya, Kocaeli, Hatay, Balıkesir’de içme suyu olarak şebeke suyu yani musluk suyu kullanılıyor. Antalya, Zonguldak, Eskişehir, Edirne ve Erzurum’da ise genelde damacana suyu, içme suyu olarak tüketiliyor. Eski İSKİ Genel Müdürü Dursun Ali Çodur, 2006’da, bazı su firmalarının İSKİ suyunu şişeleyip sattığını iddia edip musluk suyunun içilebileceğini belirtmişti. Çodur, “Bir kaç dakika dinlendirilmesi halinde su içerisindeki klor uçacaktır. Sonra güvenle içebilirsiniz” açıklamasını yapmıştı. İSKİ’nin şu anki Genel Müdürü Prof. Dr. Ahmet Demir ise, basın müşaviri aracılığıyla yaptığı açıklamada, bu konuda görüş bildirmeyeceğini ifade etti.
SU STANDARTLARA UYGUN Klorun organik maddelerle reaksiyona girmesiyle oluşan kanser yapıcı “trihalometan” ile bulanıklık oranı İstanbul,Ankarave İzmir gibi büyük şehirlerde dünya standartlarına uygun. Türk Standartları’na göre, “trihalometan” oranı en çok 100, Dünya Sağlık Örgütü’ne (DSÖ) göre 150, ABD Çevre Koruma Ajansı (EPA)’ya göre 80, Avrupa Birliği’ne (EC) göre 100 olmalı. İstanbul’da trihalometan oranı Büyükçekmece’de 74.5, İkitelli’de 34.6, Ömerli ve Elmalı’da 44. Ankara’da trihalometal oranı ise 69.07. İzmir’deki Ağostos 2011 verilerine göre “trihalometan” oranı Tahtalı Barajı’nda 69.7, Balçova Barajı’nda 65, Ürkmez Barajı’nda yüzde 95.7’de kalıyor.
BULANIKLIK ORANI Bulanıklık oranı ise Türk Standartları’na göre en çok 1.0, DSÖ ’ye göre en çok 5.0, EPA’ya göre 1.0, Avrupa Birliği’ne göre 1.0 olmalı. Vatandaşların, kendiillerinin aylık su kalite raporlarına düzenli olarak bakmaları öneriliyor. İstanbul’da Ağustos 2011 verilerine göre bulanıklık oranı Büyükçekmece, İkitelli, Kağıthane, Ömerli tesislerinden yapılan su çıkışlarında 0.2, Elmalı’da ise 0.4. Ankara’da haziranda duyurulan verilere göre bulanıklık oranı 0.35, İzmir’de ise ağustos verilerine göre 0.30. Temmuz verilerine göre bulanıklık oranı Bursa ’da 0.21, Erzurum’da 0.42, Adana’da 0.13.DiyarbakırSu ve Kanalizasyon İdaresi raporlarına göre ise eylüldeki son güncel verilere göre bulanıklık oranı 0.21. Ankara’nın “İvedik Su Arıtma Tesisleri”nde su kalitesinin Türkiye ve Dünya Sağlık Teşkilatı standartlarının üzerinde yer aldığı bildiriliyor.
NELERE DİKKAT EDİLMELİ? * Plastik su şişeleri buzluğa konulmamalı. * Arabada bırakılan pet şişedeki sular tüketilmemeli. * Plastik şişeler dondurulmamalı. Bu durum plastik içindeki Dioksin’i açığa çıkartmaktadır. Dioksin denilen kimyasal maddenin kansere neden olduğu, özellikle göğüs kanserine yol açtığı biliniyor. * Eve alınan damacanalardaki su hemen bir cam kaba ya da plastik dışı bir kaba boşaltılmalı. Su oradan alınıp tüketilmeli.
ŞEBEKEDEN İKİ AYRI SU VERİLEBİLİR İTÜ Çevre Mühendisliği Bölümü öğretim görevlisi Prof. Dr. İlhan Talınlı, klorun da kansejoren olduğuna dikkat çekerek, şebeden iki ayrı su verilmesi önerisinde bulundu. Talınlı şu bilgileri verdi: “İçme suyunun birinci standartlarından birisi mikroorganizma içermemesi, yani sizi biyolojik olarak hasta etmemesi. Şebekeye dezenfekte edilmiş su verilir. Dezenfekte edilmiş madde klor dioksit, klor, ozon ile yapılır. Onun içindir ki bizim şebekelerimizde suya kloru verdiğiniz anda mikroplarını öldürürsünüz. Buna rağmen musluğun ucuna gelinceye kadar tekrar mikrop kapar. Dolayısıyla bu suya emniyet dezenfektanı olmak için biraz aşırı klor verilir. Onun için musluğumuz buram buram klor kokar. Bu fazla verildiğinde emniyetli sudur. Ama klor zaten yeteri kadar kanserojen ve zehirli. Sonunda bu klor kokusu nedir, çaylarımız iyi olmuyor dedik. Ortaya bir suyu pet şişeye koymak gibi dünyanın en büyük safsatası çıktı. İçi sıfır kuruş su, dışı 50 kuruş bir lira olan bir plastik kullanımına doğru gitti. Dolayısıyla 20 senedir ortalama çok büyük bir plastik denilen bu şişenin pompalanması kaldı. Yani suyu biz getirdik plastik su şişesinin içine hapsettik. Ve insan hakkının en doğal ihtiyacı olan avucunun içine alıp içebildiği bu suyu, biz bir lira, iki lira gibi damacanalardan plastik şişelerden içmeye başladık. Plastik sanayi bu işten çok büyük kar etti.”
`SİGARA PET ŞİŞEDEN DAHA ZARARLI` TÜRK Kanser Araştırma ve Savaş Kurumu Derneği Yönetim Kurulu Üyesi ve Hacettepe Onkoloji Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Şuayib Yalçın, pet şişedeki suyun kansere neden olduğuna dair kanıtlanmış bir verinin olmadığını söyledi. Yalçın, pet şişeden önce sigara, obezite ve alkolden uzak durulması gerektiğini belirtti. Suyun pet şişede uzun süre kalmasının kanserden önce enfeksiyon gibi başka sağlık sorunlarına neden olabileceğini anlatan Yalçın, “Pet şişenin kanser yapan bir etkisi olsaydı pet şişe kullanan ülkelerde mide, yemek borusu ve mesane kanseri oranlarının artmış olması gerekirdi. Ancak böyle bir şey yok” dedi. Pet şişenin kansere neden olduğunu söylemenin doğru olmadığını ifade eden Prof. Dr. Yalçın akılcı kullanımla sağlık sorununa neden olmayacağını söyledi. Yalçın, “Uygun şekilde üretilmeli ve üretim süreçleri denetlenmeli. Tekrar tekrar kullanmaktan kaçınılmalı. 1 kez kullandıktan sonra atılmalı” dedi. (Deniz BİLİROĞLU/ANKARA)
PET KULLANIMI AZALTILIYOR Aralarında New York, Illinois ve Virginia’- nın da bulunduğu 10 eyalette ise pet şişe suyu satışlarının azaltılması yönünde karar alınmıştı. Yetkililer halka yaptıkları açıklamalarda, “Diğer içecekleri değil ama suyu çeşmeden içebilirsiniz’’ diyerek, pet şişelerde satılan diğer içeceklerin yasaklanmayacağını söylemişti. Pet şişeleri üretmek için her yıl 17 milyon varil petrol kullanılıyor.
İNSAN SAĞLIĞINA ETKİLERİ BPA’nın insan sağlığı üzerine olumsuz etkileri olduğunu gösteren yüzlerce araştırma var ve bunların sayıları her geçen gün artıyor. BPA hormon sistemini bozan bir maddedir. BPA’nın kadın seks hormonlarının etkilerini artırdığı; erkek seks ve tiroit hormonlarının etkilerini ise azalttıkları gösterilmiştir. BPA işleyen fabrikalarda çalışan erkeklerde sertleşme, erken boşalma ve cinsel isteksizlik problemleri olduğu belirlenmiştir. BPA’nın öğrenme ve davranış üzerine de olumsuz etkileri olduğu, saldırganlığı artırdığı ve öğrenmeyi güçleştirdiği de bilinmektedir. Farelerde yapılan araştırmalar prostat büyümesi, sperm konsantrasyonunda azalma ve erken ergenliğe yol açtığını da göstermiştir. BPA, eşcinsellik, obezite, diyabet, astım, kalp-damar hastalıkları ile de ilişkilendirilmekte, kadınlarda meme, erkeklerde prostat kanseri riskini artırdığı da ileri sürülmektedir. En önemlisi de genler üzerine olan etkileri ve olumsuzluklarının sonraki nesilde daha belirgin ortaya çıkması ihtimalidir BPA ile ilişkilendirilen diyabet, obezite, kalp hastalıkları, astım, karaciğer hasarı,meme ve prostat kanseri gibi pek çok hastalık vardır.
BU KONUDA ÇOK YAZDIM Bu maddenin ülkemizde de başta biberonlar olmak üzere tüm yiyecek ve içecek saklama kaplarında acilen yasaklanması gerektiğini bildiren pek çok yazı yazdım. İlgili bakanlıklardan cevap alamayınca da duruma el atması için Başbakanımıza hitaben “Çevreci değilim, insan sağlığını düşünüyorum” başlıklı bir yazı kaleme alarak “Gelin şu BPA’ nın hiç değilse yiyecek kapları ve biberonlarda yasaklanması için siz öncü olun” diye ricada da bulunmuştum. Nihayet haziran ayında BPA’nın biberonlarda kullanımına ülkemizde de yasak getirildi ama pek çok yiyecek ve içecek kabında hâlâ BPA var.
|
|
|
|
|
|
|
||||||||||||||||||


